italianodream:

Merhaba Babacığım,

Evlat kokulum… Daha evlat sahibi olmadan sende tattım bu duyguyu, acısıyla birlikte. Kıskanacak torunların seni, nasıl bunu başardığını göremedikleri için…

Babacığım, bugün dört nisan. O zamanlarda muhtemelen bu saatlerde yanındaydım. Baş ucunda oturuyor, serumdaki kolunu, dirseğindeki yaradan ötürü ellerimle tutuyordum. Uyuman için dua ediyordum bir yandan seni benden alan Yaradan’a.

Fırtınalar kopuyordu belki içinde duyamadığımız, gözlerin haykırıyordu sessizce ne oldu bana der gibi… Susuyorduk.

Yalanlar söyledim sana günlerce babacığım. Ömrümde söylemediğim yalanları 27 gün sana söyledim. Düzeleceksin yine.. Yine benim Pehlivan Rıdvanım olup elense çekeceksin oğlum dedim defalarca. Ve sen hep inandın. Beni de inandırmak ister gibi inandın hem de.

Olmadı ama kısa sürdü. O koca yüreğin, o koca ruhun yetmedi biraz daha kalmaya..

Çok kısa yaşadıksa da birbirimizi. En çok seni paylaştım herkesle. Bilsinler istedim, gurur duydum varlığınla. Babam olduğunu, Oğlum gibi olduğunu herkes duysun istedim. En çok da o bilsin istedim ama olmadı. Olamadı, olmamalıydı demek ki.

Bunların içinde çırpınırken babacığım tam bir yıl oluyor sen gideli. Kimler gelmedi ki açtığın yaraya tuz basmaya, kimler gelmedi ki bıraktığın ocağa kül edip dağıtmaya… Müsaade etmedim baba! Etmedim!

Biliyorum, biliyordum ki benden başka da vardı evlatların ama bir tek benim babamdım bir tek benim. Her gün biraz daha anladım bunu ve her gün anlattım birilerine.

Dün gece yine rüyamdaydım babam. Hiç göremediğim halinleydin. 20lerinde olmalıydın tahminimce. Bu kadar gerçek olmalıyı nasıl başarıyorsun onu hala çözemesem de asla şikayetçi değilim bundan. Gözlerinin ışığına uyandım uykumdan. Resmen odama doğan güneş gibi baktın bana.

Babam, canım babam.. Seni amansız özlüyorum. Hastalık gibi. Çaresiz gibi. Yerinin dolmayacağının bilincinde olsam da teselli bulamıyorum hiçbir sözde. Her adımımda gölgen var gibi. Bahçendeki ağaçların yine açtı bu mevsim. Sen son kez sevdiğini bilmeden sulayıp ellerinle gittin ya, onlar yine yeşerdi…

Yokluğunda çok şey değişse de değişmeyen bir yokluğundaki soğukluk bir de özlemin kaldı. Biz seninle hiç bu kadar ayrı kalmamıştık ki..

Seninle harcağım ömrümün gün sayısı kadar sayfalar döksem kaleme yine de yetmez biliyorum.

Ruhun şaad, mekanın cennet olsun babam! Çabuk geçen bir yıla daha kim bilir kaç yıl eklenecek…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir